BLOG · 19/209
“Acı yok! Başarabilirsin!”
Türkçeye “Biri daha hapı yuttu” diye çevirebileceğimiz “Another one bites the dust” şarkısını Queen filmde kullanılmasına izin vermeyince sadece bir boksörü değil dinleyeni bile gaza getirip hemen mekik çekmeliyim, ağırlık çalışmalıyım, koşmalıyım, şınav çekmeliyim, istasyon çalışması yapmalıyım hissiyatı uyandıran bir parça doğar.
Filmin yönetmeni ve aynı zamanda başrol oyuncusu ilk 10 dakikalık bölümü gönderir ve gruptan bir parça hazırlamasını ister. Buna karşılık şarkıyı yazabilmek için filmin tamamını görmek istediğini söyler grup. Oysa bahanedir, asıl amaç filmin sonunu merak etmeleridir. Neyse, 1 Şubat 1982 yılında şarkının demosunu kaydedip gönderirler filmin “her şeyine”.
Ve Survivor’ın “Eye of the Tiger” şarkısını o haliyle alıp filme koyar Sylvester Stallone “Acı yok Rocky! Başarabilirsin Rocky!” diyerek.
Dünya Bankası ve IMF’in yıllık toplantısı öncesi IMF’nin yayınladığı Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda küresel büyüme beklentisi 2016 ve 2017 için değişmeyerek yüzde 3,1 ve yüzde 3,4’te olarak sabit kalırken, Gelişmiş Ülkelerin büyüme beklentisi 2016 yılı için 0,2 puan düşerek yüzde 1,6 olurken, 2017 yüzde 1,8 ile sabit kaldı. Gelişmekte Olan Ülkelerin büyüme beklentisi ise 2016 yılı için 0,1 puan azalarak yüzde 4,2 olurken, 2017 değişmeyerek yüzde 4,6 oldu.
2016 yılı beklentilerinde en büyük azalış 0,6 puan ile ABD’de olurken 2016’da yüzde 1,6, 2017’de ise yüzde 2,2 büyümesi öngörülmüş. Euro Bölgesi’nin ise büyüme tahmini hem 2016 hem de 2017 için 0,1 puan artırılarak sırasıyla yüzde 1,7 ve yüzde 1,5 olmuş. Gelişmekte olan ülkeler arasında 2016 büyüme tahmini en fazla artırılan ülke 0,4 puan ile Rusya (yüzde 0,8 küçülmeye revize edildi). Büyüme beklentisi en fazla düşürülen ülkeler ise 0,5 puan ile Türkiye ve Güney Afrika. Çin’in büyüme tahminlerinde bir değişime gidilmezken 2016’da yüzde 6,6, 2017’de ise yüzde 6,2 büyümesi bekleniyor. Hindistan’ın ise her iki yıl için de büyüme beklentisi 0,2 puan artırılarak yüzde 7,6 olarak öngörülmüş.
Dünya ekonomisindeki büyümeyi Gelişmekte Olan Ülkeler sağlayacak gibi görünmekte. Nitekim IMF Başkanı Christine Lagarde, “gelişmiş ülkelerde, düşük büyüme hızı, düşük enflasyon ve düşük faiz oranlarıyla sürdürülen bu durumu aşmak için, büyümeyi destekleyecek maliye politikalarının ve devletin ön ayak olacağı eğitim ve altyapı yatırımlarına ihtiyaç olduğunu” söyledi.
Bu duruma Kaplanın Gözünden de bakılabilir. Brookings Enstitüsü ve Financial Times gazetesinin ortaklaşa hazırladığı, küresel ekonominin gidişatını izleyen Küresel Ekonomik İyileşme Takip Endeksi -TIGER Endeksi (Tracking Indexes for Global Economic Recovery) de benzer bir duruma işaret etmekte. Ekonomik büyüme gelişmiş ülkelerde yetersiz kalırken, büyümenin geleceğine duyulan güven hem gelişmiş, hem gelişmekte olan ülkelerde azalıyor.
[Bu noktadaki üçüncü taraf görseli web sürümüne alınmadı.]
Bu tabloya ilişkin söylenecek söz “Acı yok Rocky! Acı yok! Başarabilirsin!” olur sanırım.
Nefesini Tutmak
11 Ekim 2016
Guinness Rekorlar Kitabı'na göre, en uzun istemli nefes tutan kişi Aleix Segura Vendrell isimli bir İspanyol. Tam 24 dakika 3 saniye su altında, hareketsiz bir şekilde, nefesini tutabilmiş.
Burada şöyle bir kritik detayı bilmek faydalı olabilir: Vendrell'in akciğer hacmi normal bir insandan yüzde 20 daha genişmiş.
Vücut kitlemizin sadece yüzde 2’sini oluşturmasına rağmen beynimiz, kan dolaşımına giren oksijenin yüzde 20'sini tek başına kullanmakta. Bu nedenle kısa süreli oksijen yetmezliklerine direnebilse de, sürekli ve düzenli nefes almamız şart.
Ben delirdim nefesimi ölene kadar tutacağım demek de mümkün değil.
Çünkü nefes alıp vermediğimizde, kanımızdaki asidik bir kimyasal olan karbondioksit değerleri artmakta, dolayısıyla pH değeri düşmekte. pH değeri azaldıkça, yani kanımız asitleştikçe beyin her an uyarılmakta. Belli bir değeri aştığı anda, beynin medulla bölgesinden nefes almamızı sağlayan organları ki, bunlar akciğerler, diyafram vs. istemsiz olarak uyarmakta ve nefes almaya zorlamakta. Bu yüzden, nefesimizi istemli olarak tutarak ölemeyiz.
Ağustos ayı Sanayi Üretim verisi de beynimizin medulla bölgesinin uyarıldığını gösteriyor.
Ağustos ayı Sanayi Üretim Endeksi geçen yılın aynı ayına göre (arındırılmamış) yüzde 2,8 artarken, bir önceki aya göre artış yüzde 17,5 oldu. Beklenti geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,0 artış olacağı yönündeydi.
Sermaye malı hariç diğer tüm alt endekslerde yıllık bazda artış olurken, dayanıksız tüketim mallarındaki yıllık artış yüzde 6,5, dayanıklı tüketimdeki artış yüzde 1,5 olarak gerçekleşti. Yılın ilk yarısında görece güçlü seyreden iç talep Temmuz ayında ivme kaybetse de Ağustos ile beraber tekrar ivmelenmiş durumda.
Sanayi Üretim Endeksinin öncüsü olarak takip edilen İstanbul Sanayi Odası Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) 3. Çeyreğe ilişkin olarak daralma bölgesinde olsa da üretimdeki gerilemenin dip yaptığına ilişkin işaretler vermişti. Temmuz ayında yaşanan darbe girişiminin olumsuz etkileri Ağustos ayı ile beraber ortadan kalkmış ve üretim tekrar normale dönmüş durumda. İhracattaki toparlanma, Rusya ile normalleşme sürecine giren ilişkiler ve İran’a kalkan yaptırımlar iyimser olmamızdaki nedenler.
Diğer taraftan takvim etkisinden ve mevsim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endekslerinin üç aylık hareketli ortalamasının yıllık değişimlerinin 2009 Aralık ayından sonra ilk kez negatif bölgeye geçmiş olması 3. Çeyrek GSYH büyümesinin yüzde 1’in altında gelebileceğini düşündürmekte.
“Nefesini tutmak” ile “nefessiz kalmak” arasında dağlar kadar fark var. Birinde sadece nefes almamış oluyorsunuz diğerinde ise beyin hücreleri kitleler halinde ölüyor.