BLOG · 91/209
Aynadan Ense Dikizlemek
Berber dükkanında gerilimin zirvesi, tıraş sonrası müşterinin ensesine aynanın tutulduğu andır diye düşünürüm. Benim için yasak savmaktan farksız olan bu ritüeli, bir gün sormuştum berberime:
“Ya beğenmezsem n’olacak? Bu sende bir gerginlik yaratmıyor mu?”
“Daha beğenmeyen çıkmadı ağabey” demişti.
Ben yine de değme gerilim-korku filmine taş çıkartacağını düşünürüm o soru ve verilen cevap arasındaki geçen zamanı. O kısacık zaman dilimi, kelinizle ilk kez yüzleştiğiniz an da olabilir ve yaşadığınız bir drama dönüşebilir.
Küresel finans kurumlarının yapmış oldukları değerlendirmeleri biraz bu duruma benzetiyorum.
Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Nisan 2017 Küresel Ekonomik Görünüm raporu son dönemde dünya ekonomisine dair oluşan iyimserliği doğrulayıp aşağı yönlü risklere de dikkat çekerken, 2017 küresel büyüme beklentisini yüzde 0,1 puan artırarak yüzde 3,5’e yükseltti. 2018 büyüme beklentisinde ise değişikliğe gitmeyerek yüzde 3,6’da tuttu. Küresel ekonomik aktivitenin, yatırım, imalat ve ticaretteki döngüsel toparlanma ile hızlandığı belirtildi.

Ayrıntılara bakıldığında gelişmiş ülkelerin 2017 büyüme beklentisi 0,1 puanlık artışla yüzde 2,0'ye yükseltilirken, 2018 beklentisi yüzde 2,0'de tutuldu. Gelişmekte olan ülkelerin büyüme beklentisinde bir revizyona gidilmezken 2016 yılında yüzde 4,1 olan büyümelerinin 2017'de yüzde 4,5, 2018'de yüzde 4,8 olacağı öngörülüyor. Gelişen Avrupa piyasalarının göreceli olarak öne çıktığı belirtilen raporda, bu grubun 2017 yılında yüzde 3,0 ve 2018'de yüzde 3,3 seviyesinde büyüyeceği tahmin edilirken, Türkiye'nin istisna olduğu ifade edilmiş.
Dünyada güvenin ve piyasa algısının güçlü devam etmesi durumunda kısa vadeli büyümenin yukarı yönlü sürpriz yapabileceği ifade edilirken olumlu küresel gelişmelerin, özellikle orta vadede güçlü toparlanma ve aşağı yönlü risk dengesiyle ilişkili yapısal sorunlar (düşük üretkenlik artışı ve yüksek gelir eşitsizliği) açısından dikkat dağıtıcı olmaması gerektiği vurgulanmış. ABD'de beklenenden hızlı faiz artırımı sürecinin diğer yerlerde finansal koşulları sıkılaştırabileceğine dikkat çekilerek, ABD Doları'ndaki olası değerlenmenin kur çıpası uygulayan gelişen piyasa ekonomilerini zorlayabileceği dile getirilmiş.
Ekonomik faaliyetlerin, 2016 yılının ikinci yarısında, özellikle gelişmiş piyasalarda ivme kazandığı; ABD, İngiltere, Japonya ve Euro Bölgesi'nde büyüme ve ekonomik faaliyetlerin güçlü seyrettiği belirtilerek gelişen piyasaların ekonomik performans açısından 2016 yılında birbirinden ayrıştığı vurgulanmış. Çin'de büyüme, politika desteğiyle güçlü seyrederken, Hindistan ve Brezilya'da büyümenin döviz kurunun etkisiyle yavaş gerçekleştiği; emtia ihracatçısı gelişen piyasalarda ise ekonomik aktivitenin zayıf seyrettiği, Orta Doğu'nun bazı bölümlerinde ve Türkiye'de ise jeopolitik unsurların büyümeyi olumsuz yönde etkilediğine dikkat çekilmiş.
Türkiye'ye ilişkin riskler siyasi belirsizlik, güvenlik endişeleri ve TL'nin değer kaybından kaynaklanan döviz borcundaki artış olarak gösterilirken, öngörüler şu şekilde:
2016 yılının üçüncü çeyreğinde görülen sert yavaşlamanın ardından ekonomik faaliyetlerde ılımlı bir hızlanma olacağı, 2017 yılında güçlü net ihracat ve ılımlı kamu teşvikinin katkısıyla büyüme beklense de yüzde 2,9'dan yüzde 2,5'e düşürüldüğünü, 2018 büyüme beklentisinin ise yüzde 3,3'te tutulduğunu görüyoruz. TÜFE tahmini 2017 için yüzde 8’den yüzde 10,1'e, 2018 için ise yüzde 7,9'dan yüzde 9,1'e yükseltilirken, işsizlik beklentisi 2017’de yüzde 11'den yüzde 11,5’e revize edilirken 2018 için yüzde 11 seviyesinde sabit tutulmuş.
Berberime sorduğum soruyu bir de size sorayım:
“Aynadan gördüğünüzü beğendiniz mi? Bu değerlendirmeler sizde bir gerginlik yaratmıyor mu?”