BLOG · 7/209
Boşa koysam dolmuyor, doluya koysam almıyor
“Dışı olan fakat içi olmayan şey nedir” diye soru mu olur?
Peki, bu soruya “benim içim dışım bir” diye cevap olur mu?
İlk sorunun cevabı evet, ikincisinin ise hayır elbette.
Alman matematikçi Felix Klein ilk sorunun cevabını verirken bir şişe kullanmış. Kendisinin içinden geçen, içine su koymaya çalıştığınızda, dökülen suyun aynı delikten dışarı çıktığı, haliyle sürahi olarak kullanamayacağınız bir şey bu.
[Bu noktadaki üçüncü taraf görseli web sürümüne alınmadı.]
Matematiksel tanımını bir kenara bıraktığımızda atılan her adım, alınan her karar birbirine bağlı ve bunların sonuçları sonunda dönüp dolaşıp yine bu adımları atanları, kararları alanları etkilediğine güzel bir örnek aslında Klein Şişesi.
TCMB, gecelik borçlanma faizini 25 baz puan daha indirerek yüzde 8,50’ye çekerken Mart 2016’dan bu yana koridorun üst bandında 225 baz puan indirim gerçekleştirmiş oldu. Merkez Bankası’nın üst banttan yapılan indirimler konusunda ihtiyatlı bir duruş sergilediğini gördük. Diğer taraftan enflasyonda işlenmemiş gıda fiyatları özelinde, kısa vadede aşağı yönlü düzeltme olabileceğine ilişkin öngörüsü doğrultusunda ve Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) verilerine göre, gelişmekte olan piyasa varlıklarına Temmuz ayının son haftasından bu yana net 13,2 milyar dolar sermaye girişinin de gösterdiği üzere, küresel likiditede koşullarının destekleyici durumunun da devamı halinde faiz indirimlerinin süreceğini bekleyebiliriz.
Burada şunu sorgulamamızın doğru olacağını düşünüyorum:
Haftalık repo faiziyle faiz koridorunun tavanı arasındaki fark 100 baz aralığına kadar daralmış oldu. Bu adımları atarken temel amaç büyümeyi desteklemek. Muhtemelen TL cinsi yükümlülükler üzerindeki zorunlu karşılık oranlarında da bir indirim göreceğiz ama bunun bankaların fonlama maliyetine etkisinin ne kadar olacağı, bu indirimlerin devam ettiği ve büyüme hedeflenirken faizlerin gerilediği seviye dolarizasyona neden olur mu?
Cevabı Klein Şişesinde.