BLOG · 118/209
Kurutma Makinesi
Sözcükleri çığrından çıkardığımız zamanlardı.
Sözcükler kontrolden çıkınca cümleler de yolundan çıkıyordu haliyle. Tartışırken gerçeklerden uzaklaştığını fark ettiğim bir arkadaşıma “saçmalama!” dediğimde, “saç malanmaz, taranır” diyerek karşılık verebiliyordu mesela.
İntikam soğuk yenen bir yemektir. O arkadaşım bana “saçmalama!” dediğinde, ben de ona “saçma lama ise kurşun deve midir?” diye karşılık vermişliğim vardır.
Liseli ergenlerin, -hoş o zamanlar daha çok gergendik (çığırından çıkmış bir sözcük daha)- amatör eğlencesi diye aklınızdan bir düşünce geçebilir, geçmesin.
Ellili yaşlarına merdiven dayamış deneyim sahibi insanlar olarak mesela, İstanbul’un iki güzide yeri Mecidiyeköy ve Ümraniye üzerinden şöyle cümleler kurabiliyoruz:
“Haydi anladık Meci diye köy var, Ümra niye var?”
Para Politikası Kurulu (PPK), faizlerde beklendiği üzere değişikliğe gitmedi. Marjinal fonlama oranını (üst bant) yüzde 9,25’te, Merkez Bankası borçlanma faiz oranını yüzde 7,25’te, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 8’de ve Geç Likidite Penceresinden gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 12,25’te sabit tutarak sıkı para politikası duruşunu korudu.
Yayınlanan metinde, iktisadi faaliyetin kademeli toparlanma sergilemekten güçlü toparlanmaya döndüğüne işaret edilirken; bir önceki toplantıda “gıda fiyatlarındaki oynaklık enflasyonun hızlı bir yükseliş göstermesine neden olmuştur” şeklinde yer alan ifadenin “gıda fiyatlarında beklenen kısmi düzeltmenin sınırlayıcı etkisi” şekline dönüştüğünü gördük. Risk iştahında gözlenen artışın neden olduğu maliyet kaynaklı baskılara ise hiç değinilmemişti.
Duruşun değişmemesindeki en önemli sebebin büyüme kaynaklı olduğuna dair işaretler var. Niye diye soracak olursanız, çıktı açığının, yani ekonominin fiili çıktısı ile potansiyel çıktısı arasındaki farkın, fiyatlar üzerinde eskisi kadar baskı oluşturmayacağına dair beklentisi olabilir. Bir diğer sebep ise PPK’dan bir gün önce açıklanan Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) kararlarının detaylarından öğrendiğimiz bilanço küçültülmesine ilişkin programın küresel risk iştahı üzerinde yaratacağı belirsizlik olabilir.
Bir üçüncü sebep de bütçenin yaratmış olduğu alan olabilir.
Nitekim Mayıs ayı bütçe gerçekleşmelerine baktığımızda 2016 Mayıs ayında 3,6 milyar TL fazla veren bütçenin bu yılın aynı döneminde 6,4 milyar TL fazla verdiğini görmekteyiz; 8,7 milyar TL fazla veren faiz dışı denge ise 10,0 milyar TL fazla vermiş durumda. Bir önceki yılın Ocak-Mayıs döneminde 9,1 milyar TL olan bütçe fazlası bu dönemde 11,5 milyar TL açığa dönüşürken, faiz dışı denge de 33,2 milyar TL’den 14,2 milyar TL’ye gerilemiş vaziyette.
Nisan’da 52,5 milyar TL olan 12 aylık birikimli bütçe açığı Mayıs’ta 49,8 milyar TL’ye gerilerken Bütçe Açığı/GSYH oranı OVP hedefiyle uyumlu olarak yüzde 1,9 oldu. Faiz hariç giderler yüzde 16,2 artarken, cari transferler ve sermaye giderlerindeki artışlar dikkat çekici. Bütçe giderlerindeki artış hızı yüzde 20,2 ile gelirlerdeki yüzde 10,5 artış hızının üzerinde gerçekleşti.
Mayıs ayında bütçenin toparlanmasında vergi gelirlerindeki artışın katkı sağladığı çok net bir biçimde görülüyor. Bunda da vergi yapılandırmasının etkisinin olduğunu söylemek gerekiyor. Bütçe verilerine enflasyondan arındırılmış olarak baktığımızda giderler yüzde 0,2 azalırken, genel bütçe vergi gelirlerindeki artış yüzde 3,9 oldu. Maliye Bakanlığı sürekli olarak vergi yapılandırmalarına gidemeyeceğine göre bundan sonra bütçe gelirlerinde artışın devamı nasıl sağlanacak, haklı bir soru oluyor haliyle. O noktada da büyüme rakamları umutları tazeliyor.
GSYH ilk çeyrekte yüzde 5 artarken, ikinci çeyreğe ilişkin öncüler de benzer bir büyümenin yakalanabileceğinin sinyallerini veriyor. Buna bir de 3. çeyrekteki olumlu baz etkisini eklediğimizde, bütçe için daha umutlu bakabiliyoruz. Bu nedenle diyorum, PPK bütçenin sağlamış/yaratmış olduğu bu alandan faydalanmak istemiş olabilir.
Ekonomik gidişatı rakamlara bulaşmadan anlatmanın pek mümkünatı yok malesef.
Evet, çok haklısınız, rakamlar böyle makine gibi arka arkaya dizilince, okurken insanın içi kuruyor. En azından benim öyle oluyor. İşte öyle zamanlarda sözcükleri çığrından çıkarıp, avaz avaz bağırmak istiyorum:
“Böyle kurutacaksan kurutma makinesi!”